Arama

26 Mart 2019 Salı

Çelik Kümelenmesine OSTİM Sözü

Zonguldak Valiliği’nin öncülüğünde başlatılan Çelik Kümelenmesi çalışmaları kapsamında, Zonguldak, Karabük ve Bartın illerinden kamu, özel sektör ve akademisyenlerden oluşan heyet, OSTİM’de kümelenmeler hakkında bilgiler aldı. OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki kümelenme projesine, kurumsal olarak tüm imkânlarıyla destek vereceklerini söyledi.

Türk ekonomisinin lokomotif bölgelerinden, bünyesinde Erdemir ve Kardemir gibi stratejik sanayi tesisleri bulunduran Batı Karadeniz Bölgesi’nde, Çelik Kümelenmesi’nin hayata geçirilmesi için çalışmalar sürüyor. Zonguldak Valiliği’nin öncülüğünde başlatılan, Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) tarafından sürdürülen kümelenme projesinde Türkiye’deki başarılı modeller inceleniyor. BAKKA organizasyonunda küme çalışma grubu üyeleri bu kapsamda OSTİM’de bilgiler aldı. Konuk heyete; 17 ana sektör, 139 farklı iş kolu 6.200’den fazla işletmeye sahip OSTİM’deki 7 başlıktaki sektörel kümelenmeler ile Ostim Teknopark A.Ş. hakkında ayrıntılı bilgiler aktarılarak, sorular yanıtlandı.

Kümelenmeye çok inandıklarını belirten OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, Batı Karadeniz Bölgesi’nde devam eden çalışmaya destek sözü vererek, “Her konuda; elimizden geleni yapma konusunda emrinize amadeyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Demir, bölgedeki mevcut sanayilerle güçlenmenin yollarını aradıkları kümelenme çalışmalarına hız verdiklerini ifade etti. Demir, Filyos Endüstri Bölgesi’nin hayata geçmesi noktasında hiç olmadığı kadar hedefe yakın olduklarını belirtti.

Çelik sektörünün yakından tanıdığı Prof. Dr. Sencer İmer, bölgede imalat sanayine yatırım yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Yeni bir sac üreten fabrika kurulabilir. Çünkü şu anda Türkiye’nin yassı sac üretimi 9 milyon ton civarındadır. Türkiye’nin bir yılda tükettiği ise 19 milyon ton civarındadır. Yani bizim Erdemir ve İsdemir’de yaptığımız üretimlerin bir katı daha üretime ihtiyaç var.” dedi.

“Küçük firmalarla büyük işler yapılıyor”

Toplantının ilk kısmında, OSTİM OSB Bölge Müdürü Adem Arıcı bölgeyi tanıttı. OSTİM’in küçük işletmelerden oluşan bir bölgesel kalkınma modeli olduğunu kaydeden Arıcı, OSTİM’de küçük işletmelerin bir araya gelmesiyle büyük işlerin yapıldığına dikkat çekerek, bölge firmalarının pek çok sektörde uluslararası markalara üretim yaptıklarını belirtti.

Arıcı, “Bölgesel kalkınma modeliyiz. Küçükten başlayan firmaların büyüğe doğru geliştiği ve yeni kurulan firmalar içinde kuluçka merkezi gibi çalışan bir bölgeyiz. Ankara’da ve Türkiye’de birçok büyük markanın işe başladığı, büyüdüğü ve işi öğrendiği yer OSTİM’dir.” dedi.

Bölgede yapılan rekabet analizi sonuçlarına göre 2007 yılında iş ve inşaat makineleri sektöründen başlamak üzere savunma ve havacılık, medikal, yenilenebilir enerii ve çevre teknolojileri sektörlerinde kümelenmeler oluşturduklarını anlatan Adem Arıcı, bugün kauçuk, raylı sistemler ve haberleşme teknolojileri de dahil olmak üzere 7 sektörde kümelenme çalışmalarını yürüttüklerini dile getirdi.

“Kümelenmeye çok inanıyoruz”

OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, OSTİM’in Ankara’nın çok eski sanayi odağı olduğunu ifade ederek, “Küçük ve orta ölçekli işletmelerin oluşturduğu bir bölgeyiz. Küçük işletmelerin bir araya gelerek oluşturduğu kümelenme faaliyetlerini hayata geçirdik. Küçüklerin bir araya gelerek neler yapabildiğini de örneklerini de bölgemizde ve ülkemizde yapmaya çalışan bir grubuz. Biz sadece bu bölgeyle ilgili değil Türkiye’deki diğer kümelenmelerle de yakın temas içerisindeyiz. Anadolu Kümeleri İşbirliği Platformu’nun da aynı zamanda merkezi durumundayız.” dedi.

Türkiye’deki kümelenme faaliyetlerinin hepsini ilgiyle takip ettiklerini vurgulayan Aydın, şunları söyledi: “Kümelenmeye çok inanıyoruz. Gelişmiş ülkelerde bunların nasıl hayata geçtiği ve yönetildiği konusunda da ciddi çalışmalar sarf ettik. Bizim bilgimiz, bölgemizdeki yapılar sizin işinize yarayacaksa bütün imkân ve kabiliyetlerimizle 24 saat emrinizde olduğumuzun altını çizerek belirtmek istiyorum. Her konuda; elimizden geleni yapma konusunda emrinize amadeyiz.”

“OSTİM’e teşekkür ediyoruz”

BAKKA Genel Sekreter Vekili Elif Acar, Ajans olarak başlattıkları kümelenme çalışması kapsamında daha iyi ve katma değerli pazarlara ulaşımı ve farkındalığın yaratılması, kümelenmenin faydalarından en üst seviyede yararlanmayı hedeflediklerini söyledi. Acar, “Türkiye’deki en iyi küme örneklerine sahip OSTİM’i ziyaret ederek tecrübelerinden faydalanmayı hedefledik. Destekleri için çok teşekkür ediyoruz.” dedi.

“Yeni sektörlerin kapılarını aralamaya çalışıyoruz”

Zonguldak’ın bir kömür ve çelik memleketi olduğunu söyleyen Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası (ZTSO) Başkanı Metin Demir, 1840’larda kömürle başlayan hikâyelerinin demir-çelik fabrikalarıyla devam ettiğini anımsattı. “1990’lı yıllara kadar sürekli büyüyen, gelişen, Türkiye’nin öncü illerinden bölgelerinden birisi olageldik.” sözleriyle konuşmasını sürdüren Demir, bölge ekonomisine ilişkin şu tespitlere yer verdi: “1990’lı yıllarda Türkiye’nin ekonomik modelini değiştirmesi, devlet eliyle kalkınma yerine özel sektöre geçilmesi süreçleri sonucunda ciddi anlamda güç kaybeden bir Zonguldak ve Batı Karadeniz’le karşı karşıyayız maalesef.”

Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı, Zonguldak, Bartın ve Karabük’teki Ticaret ve Sanayi Odalarıyla yeni hamle yapmanın arayışı içerisinde olduklarını ifade eden Başkan Demir, şunları paylaştı: “Yeni hamle yaparken, bir yandan bizi var eden, halen ağırlığımızın olduğu sektörleri nasıl daha katma değerli, daha karlı, daha yüksek istihdam yaratan bir hale getirebiliriz? Bir yandan bunun arayışı içerisindeyiz. Diğer taraftan da belki de kömür ve çelik sebebiyle daha önce bakmadığımız farklı sektörlerde de gelişmek üzere ciddi çabalarımız var. Yeni sektörlerin kapılarını da aralamaya çalışıyoruz.”

“Filyos’ta hedefe yakınız”

Bölgedeki mevcut sanayilerle güçlenmenin yollarını aradıkları kümelenme çalışmalarına hız verdiklerine temas eden Metin Demir, “Biz istiyoruz ki; Kardemir’in, Erdemir’in ve kömürün de bölgemizdeki varlığını kullanarak, bu alanda belki yeni ürünlerin ve birlikteliklerin kapısını aralayalım ve bu alanlarda tekrar bir büyüme hamlesi yapalım.

Osmanlı döneminden beri gelen Filyos Endüstri Bölgesi projesi var. Uzun yıllar belki raflarda kalmış dosyalardı ama Filyos Endüstri Bölgesi’nin hayata geçmesi noktasında hiç olmadığı kadar hedefe yakın durumdayız. Bölgenin anahtarı konumunda olan liman inşaatı, altyapı işleri şu anda yüzde 50 seviyesini geçmiş durumda. Önümüzdeki yıl üst yapı ihalesi de yapılırsa biz 2022-2023 gibi Filyos Limanı’nın ki 25 milyon tonluk limanımız Türkiye’nin en büyük limanlarından birisi olacak. Filyos Limanı’nın hayata geçmesiyle birlikte biz Filyos Vadisinde ciddi hamleler olacağını düşünüyoruz.

Bu sürece başlarken olabildiğince çok örnek, olabildiğince başarılı örnek ziyaret edelim istedik. Bu kapsamda da kümelenme dendiğinde Türkiye’de özellikle akademi camiasında OSTİM çok başarılı örneklerin başında gelenlerinden biri. Bu sebeple bugün misafiriniz olduk.” dedi.

“Yatırım kamu ile birlikte olmalı”

Programın katılımcıları arasında yer alan, bölgede faaliyet gösteren çelik firmalarında uzun yıllar görev yapan Prof. Dr. Sencer İmer, çelik ve kömür perspektifinden kalkınma konusundaki tecrübelerini ve önerilerini paylaştı.

Taşkömürüne bağlı olarak Türkiye’nin en eski sanayi bölgesinin Zonguldak’ta olduğunu belirten İmer, Zonguldak’ın uzun yıllar Ankara’nın ve Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşıladığına dikkat çekti. Bugün eksi 300 ve eksi 600 metre aralığında taş kömürünün çıkarılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. İmer, “Bu seviyedeki taş kömürünü çıkartmak için yatırım yapılmalıdır. Bu yatırım yapılmadığı takdirde üretimin artması mümkün değildir. Bu, kamunun da içinde olacağı bir yatırım olmalıdır. Yatırımları yaparsak 5 milyon ton taş kömürü üretebiliriz.” dedi.

Madencilik sektörünün ihtiyaçlarına dikkat çeken İmer, “Yeraltı madenciliğinde kıvılcımsız araçlara ihtiyaç var. Yer altı maden makinelerini kendimiz üretebiliriz. Hem de yabancı ortakları yanımıza çekerek Avrupa’ya da ihraç edebiliriz.” açıklamasında bulundu.

Deneyimli akademisyen şu önerileri sıraladı: “Bölgede imalat sanayine yatırım yapılmalıdır. Yeni bir sac üreten fabrika kurulabilir. Çünkü şu anda Türkiye’nin yassı sac üretimi 9 milyon ton civarındadır. Türkiye’nin bir yılda tükettiği ise 19 milyon ton civarındadır. Yani bizim Erdemir ve İsdemir’de yaptığımız üretimlerin bir katı daha üretime ihtiyaç var. Bu iki tane Erdemir demektir. Geleceğe projekte ettiğimiz zaman bunu; yani Türkiye’nin şu anda 35 milyon ton olan çelik üretiminin, 60 milyon ton civarında bir değere çıkacağını hesaplarsak yanlış olmayacaktır, bu o zaman 40 milyon tona yakın bir şeyi ifade eder ki birkaç tane daha Erdemir lazım. Bu Erdemirlerden birisi işte orada olabilir. Onun yanında yeni tersaneler ve gemi inşa alanı yapılabilir. Eğer bunlar olursa o zaman Türkiye bir Kore ve Japonya olabilir.” (OSTİM)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder